Arabesk müzik, Türkiye'nin 1960'lı yıllardan itibaren yaşadığı hızlı kentleşme, göç ve toplumsal dönüşüm süreçlerinin en belirgin kültürel çıktılarından biridir. Köyden kente göç eden ve arada kalan kitlelerin sesi olan bu müzik türü, dışlanmışlık hissini, gurbet acısını ve metropol hayatının zorluklarını benzersiz bir melodiyle harmanlamıştır.

Müzikal kökleri incelendiğinde, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği ve Orta Doğu (özellikle Mısır) melodilerinin sentezinden oluştuğu görülür. Bu müzik, sadece bir ritim ya da enstrüman zenginliği değil, aynı zamanda hayata karşı bir duruşu, kadere boyun eğişi veya isyanı temsil eder.

1970'ler ve 80'ler boyunca radyolarda yasaklı olmasına rağmen, kaset satışları ve sinema filmleri aracılığıyla milyonlarca insana ulaşmıştır. Orhan Gencebay'ın başlattığı 'serbest çalışmalar' dönemi, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses gibi dev isimlerle zirve noktasına ulaşmıştır. Günümüzde ise modern tınılarla birleşerek yeni nesil alternatif müzikte de etkisini hissettirmeye devam etmektedir.